Monday, November 04, 2024

Savunmasızlığın Dili

Savunmasızlığın Dili Oğuz Türk Anadil dışında bir dil bilmek, genellikle önemli bir değer olarak kabul edilir. Farklı kültürlere kapılar açar, hoşgörüyü artırır ve dünya çapında bir bakış açısı geliştirir. Ancak bu olumlu yaklaşım, işgal altındaki toplumlar için köklü bir değişim geçirir. İşgalcinin dili ile işgal edilenin dili arasındaki güç dengesi, burada belirleyici olur. İşgalcinin dili resmî dil olarak dayatıldığında, derin bir değişim başlar. Dil sadece bir iletişim aracı olmaktan çıkar, aynı zamanda kültürel bir öğreti aracı hâline gelir. Eğitim, tarih ve düşünce aracılığıyla, işgalcinin anlatısı işgal edilen halkın bilincine işler ve bu süreç, kimliklerin zamanla silinmesine yol açar. Nesiller geçtikçe, bu süreç bir zamanlar işgal edilen halkı tanımlayan farkların ortadan kalkmasına, işgalci ile işgal edilen arasındaki sınırların bulanıklaşmasına neden olur. Güney Azerbaycan örneği, bu olgunun güçlü bir göstergesidir. Kaçar İmparatorluğu’nun 1925’te çöküşünden sonra, İran hükûmeti Farsçayı resmî dil olarak zorunlu kıldı. Bu dil dayatması, Fars kültürünü ve tarihini yüceltirken, Azerbaycan Türklerinin özgün kimliğini sistemli bir şekilde yok etmeye başladı. Bir zamanlar kendi dili, müziği ve gelenekleriyle zengin olan bu kültür, işgalcinin anlatısının gölgesinde kalmış durumdadır. Bugün, neredeyse yüz yıl sonra, bu dilsel tahakkümün sonuçları oldukça açıktır. Birçok Azerbaycan Türkü artık kendisini İranlı olarak tanımlamaktadır, çünkü Fars diliyle aldıkları eğitim, onları işgalcinin kültür ve düşünce yapısına içselleştirmiştir. Özellikle dikkat çekici olan nokta şudur: İrancılık ve Fars şovenizmini savunanların neredeyse tamamı etnik olarak Güney Azerbaycan kökenlidir. Farsça eğitim aldılar, dili benimsediler ve Fars kültürünü öven eserler üretirken, kendi miraslarını göz ardı ettiler. Bu, derin bir ironi yaratır: Kendi kültürlerini koruması gerekenler, onun yok edilmesine hizmet eden kişiler hâline geldiler. Bir sözde, onlar milletler zindanı olan İran’ın gardiyanları oldular. Bu durum önemli bir içgörü sağlar: İşgalcinin dilini bilmek, insanları savunmasız hâle getirebilir. Kişi, egemen kültürle etkileşime girdiğinde—edebiyatını okuduğunda, tarihini özümsediğinde ve okullarda öğretilen düşünce sistemlerini kavradığında—asimilasyon riski ortaya çıkar. İşgalcinin dili, kişinin kendini egemen anlatı içinde ait hissetmesine neden olurken, onu kendi kültüründen ve tarihinden uzaklaştırır. Bu bağlamda Farsça, Güney Azerbaycan’da “savunmasızlığın dili” hâline gelmiştir. Bu dil, işgalcinin dünya görüşünü kabul etmeye yönelik bir kültürel ve zihinsel esneklik yaratarak, insanları kendi miraslarından uzaklaştırır. Bu dili benimseyen kişiler, farkında olmadan kendi kültürlerini silen bir düzeni devam ettirirler. Bu olgu, dilin daha geniş bir gerçekliğini açığa çıkarır: Dil, nötr bir araç değildir; düşünceyi, kimliği ve kültürel bağlılığı şekillendiren güçlü bir varlıktır. İşgal altındaki bölgelerde dil, kimlik ve özgürlük mücadelesinin sürdüğü bir savaş alanına dönüşür. İşgalcinin dilinin dayatılması, kültürel bir yok oluşa, dilsel bir sömürgeleşmeye neden olur ve işgal edilen halk, kendisini yabancı anlatıların içinde kaybeder. Düşüncemizce, savunmasızlığın dili bir paradoks doğurur. Başka bir dili bilmek, bireylerin yaşamlarını zenginleştirip kültürler arası anlayışı artırırken, işgal bağlamında öz kimliğin silinmesi riskini de taşır. Kültürel kimlikleri koruyabilmek için dilin bu çift yönlü doğasını kavramak önemlidir—bağ kurma gücü ile tahakküm etme potansiyelini aynı anda taşır. Bu dinamiği anlamak, insanlığın zengin dokusunu oluşturan farklı kültürlerin korunması için büyük bir öneme sahiptir. Oğuz Türk 2018

Dilsel İkililik

Dilsel İkililik Oğuz Türk Dil, insan deneyimi ve anlayışını şekillendiren derin bir araçtır, ancak insan bilişi ve etkileşiminin karmaşıklığını yansıtan farklı seviyelerde işler. Dilin kavramsallaştırılmasında ikiye ayrılmayı öneriyorum: biri temel iletişim ihtiyaçlarını karşılayan, diğeri ise özellikle felsefe ve bilim alanlarında üst düzey düşüncenin ortaya çıkmasını sağlayan bir biçim. Dilsel yapıların ilk biçimi, hayvanlar âleminde gözlemlenen ilkel iletişim yollarına benzetilebilir. Bu dil yapısı, esasen işlevseldir ve ticaret, beslenme ve sosyal etkileşim gibi gündelik ilişkileri kolaylaştırır. Sınırlı bir sözcük dağarcığıyla, anlık ihtiyaç ve deneyimlerin ifade edilmesine yeterlidir. Bu açıdan bakıldığında, insan dışı hayvanların sesler, jestler veya feromon ipuçlarıyla temel bilgiyi ilettikleri işaret sistemlerine benzer ve daha derin bir anlamsal etkileşim gerektirmez. Buna karşılık, dilin ikinci biçimi yalnızca işlevsel iletişimin ötesine geçer; karmaşık düşüncelerin ve anlamların yaratılmasını ve ifade edilmesini içerir. Bu üst düzey dil, felsefi söylemler ve bilimsel araştırmaların zengin dokusunda ortaya çıkar ve diyalog ile diyalektik bu süreçte kritik bir rol oynar. Bu bağlamda dil, yalnızca fikirleri belirlemekle kalmaz, aynı zamanda onları yükseltir ve inceltir. Diyaloğun dinamik etkileşimi sayesinde yeni kavramlar doğar ve mevcut fikirler sıkı bir incelikle geliştirilir. Bu süreç, bilginlerin katılımıyla düşüncenin kademeli olarak yükseldiği, kendini sürekli besleyen bir döngüdür. Dolayısıyla, her iki dil biçimi de önemli roller oynarken, işlevleri doğası gereği farklıdır. İlkel dil, öncelikle temel iletişim aracı olarak hizmet ederken, üst düzey dil anlamın ve anlayışın derinlemesine yaratılmasını sağlar. Bu ayrım, gelişmiş dilin gerçekliği şekillendirme ve varoluşun karmaşıklıklarını anlamada benzersiz bir yeteneği olduğunu ortaya koyar. Ludwig Wittgenstein gibi filozoflar, dilin dünyayı anlama üzerindeki merkezi rolünü açıklamışlardır. Wittgenstein, dilimizin sınırlarının, dünyamızın sınırlarını belirlediğini öne sürerek dil ve anlam yaratma arasındaki temel ilişkiye vurgu yapmıştır. Benzer şekilde, Jürgen Habermas, iletişimsel eylemin karşılıklı anlayışı teşvik ettiğini ve bilgi ile sosyal gerçekliğin gelişimini sağladığını savunur. Noam Chomsky’nin dilbilgisi kuramları, dilsel yapı ile bilişsel yapılar arasındaki derin bağlantıyı açığa çıkararak, zihinsel çerçevelerimizin soyut fikirleri iletmek için dili nasıl kullandığımızı şekillendirdiğini göstermektedir. Ayrıca, Steven Pinker, dilin evrimsel boyutlarına dikkat çekmiş ve dilin karmaşıklığının daha yüksek bilişsel işlevler için vazgeçilmez olduğunu öne sürmüştür. Bu bakış açısı, dilin karmaşıklığı arttıkça soyut düşünce ve karmaşık akıl yürütme kapasitemizin de arttığı fikriyle örtüşmektedir. Bana göre, dilin ikili doğasına yönelik bir anlayış, felsefe ve bilimdeki pedagojik yaklaşımlarımızı zenginleştirir. Dilin farklı işlevlerini tanıyarak, insan düşüncesini şekillendirmede ve bilgi üretimindeki rolünü daha derinlemesine kavrayabiliriz. Oğuz Türk 2023

Yahudi, Hristiyan ve İslam Takvimlerinin Bilim Dışılığı

Yahudi, Hristiyan ve İslam Takvimlerinin Bilim Dışılığı Oğuz Türk İnsan uygarlığı, varlığı düzenleme çabasında her zaman takvimlere dayandı. İnsan, hayatı yapılandırmak, tarihi kaydetmek ve toplumsal etkinlikleri düzenlemek için takvimi yarattı. Ancak en yaygın kullanılan üç takvim—Yahudi, Hristiyan ve İslam takvimleri—gerçeklere değil, doğrulanamayan, efsanevi olaylara dayanıyor. Bu takvimler, kültürel bağlılıklar ve inançlarla derin bir şekilde bağlanmış durumdadır. Görüşümce, bu inançlar ise bilimsel anlayışa tamamen karşıdır Bu durum önemli bir soruyu gündeme getiriyor: İnsanlar gerçeklikle yüzleştiklerinde bile neden yaşamlarını kanıtlanmış yanlışlıklar üzerine kurmaya devam ederler? Bu yazıda sadece bu takvimlerin bilimsel hatalarını değil, aynı zamanda kültürel sürekliliği sürdürmek adına insanın gerçek olmayanı kabul etmeye yatkınlığını da incelemeğe çalışıyorum. Ben bilimin doğanın sırlarını aydınlattığı bir çağda, insanlığın artık mitlere dayalı takvimleri terk edip, doğruluğu kabul edilen bir sisteme yönelmesi gerektiğini savunuyorum. Yahudi Takvimi: Mistik Bir Yaratılış Şu an 5784. yılı işaret eden Yahudi takvimi, Adem ve Havva’nın yaratılışına dayanmaktadır—insanlığın başlangıcı olduğu iddia edilen bir anlatı. Bilimsel olarak, bu iddia savunulamaz. Modern evrimsel biyoloji, insanların milyonlarca yıl süren bir süreçte evrimleştiğini tartışmasız bir şekilde ortaya koymuştur. Dinsel metinlerde tasvir edilen şekliyle iki insanın birdenbire yaratılması biyolojik olarak imkânsızdır. Yine de, bu doğrulanamayan ve bilimsel olarak olası olmayan öykü, tüm bir zaman ölçüm sisteminin temelini oluşturuyor. Felsefi olarak, zamanı—hayatlarımızı yöneten yapıyı—bir efsaneye dayandırmanın anlamı nedir? Zaman gerçeğin bir yansımasıysa, yanlışlık üzerine kurulu bir takvim de yanlış olmalıdır. Takvim sadece günleri ölçen bir araç değil; gerçeği nasıl anladığımızın bir yansımasıdır. Böyle bir aracı efsane üzerine inşa etmek, gerçeklik algımızı çarpıtır ve dünyayı anlamamızı engeller. Hristiyan Takvimi: Kurguya Dayalı Başlangıçlar Geniş ölçüde kullanılan Gregoryen takviminin temeli olan Hristiyan takvimi, İsa Mesih’in doğumuna dayanır. Yahudi takvimi gibi bu da doğrulanamayan iddialara dayanmaktadır. İsa Mesih’in, dinsel metinlerde tarif edilen haliyle, gerçekten yaşadığına dair bilimsel bir kanıt yoktur. Üstelik doğum tarihi geleneksel olup, tarihsel gerçeklere dayanmaz; ne arkeolojik ne de belgesel bir destek bulundurur. Felsefi olarak, bu durum daha geniş bir meseleye işaret eder: İnsanların kültürel kurguları temel gerçekler olarak kabul etme eğilimi. Gerçek olmayan bir olaya dayalı bir takvimi yaşatmak, toplumsal bir yanılsama yaratmaktır. Toplum bu kurmacayı sadece gelenek olduğu için sürdürebilir mi? Gerçek bilindiği halde, mite bağlı kalmak entelektüel dürüstlükten bir sapma değil midir? Gregoryen takvim, yanlışlarını düzeltmek için reformlardan geçmiş olsa da, temeli hala tarihsel olmayan bir olaya dayanmaktadır. İslam Takvimi: Doğrulanamayan Hicret İslam takvimi, Muhammed Peygamber’in Mekke’den Medine’ye göçü olan Hicret ile başlar. Diğer takvimler gibi, bu olay da tarihsel olarak belirsizdir. Muhammed’in hayatıyla ilgili en eski kayıtlar, anlatılan olaylardan yüzyıllar sonra ortaya çıkar, bu da güvenilirliklerini ciddi şekilde sorgulamaya neden olur. Üstelik İslam takviminin ay döngüsüne dayalı olması, onu Dünya’nın güneş döngülerinden daha da kopuk hale getirir, doğanın ritmiyle uyumsuz bir sistem ortaya çıkarır. Burada daha derin bir felsefi ikilemle karşılaşıyoruz. Gerçekleşmemiş olabilecek olaylara göre zamanı ölçmek ne anlama gelir? Doğrulanamayan bir olay üzerine kurulu bir takvimle yaşamak, kendini kandırmanın bir biçimidir. Zaman, inancın değil, gerçeğin bir yansıması olmalıdır; ancak takvim, mitlerin sürdürülmesinin bir aracı haline gelir. Yanlışların Sürekliliği Bu takvimler, gerçeklikle böylesine kopuk olmalarına rağmen neden hâlâ varlıklarını sürdürüyorlar? Cevap, gerçeklerde değil, insan doğasında yatıyor. İnsanlar, kimliklerini ve dünya görüşlerini şekillendiren kültürel anlatılara derinden bağlıdırlar, bu anlatılar doğrulanabilir olmasa bile. Yanlışları kimlik ve gelenek adına kabul etme eğilimi, inanç ve bilgi arasındaki, mit ve bilim arasındaki derin bir felsefi çatışmayı yansıtır. Bu anlamda, takvimler yalnızca zaman ölçme araçları değildir; insanın kültürel uyumu, bilimsel gerçeklerin önüne koyma eğiliminin simgeleridir. Ancak bizler, akıl sahibi varlıklar olarak bildiğimiz sistemleri sürdürebilir miyiz? Yaşamlarımızı doğru olanla uyumlu hâle getirme konusunda ahlaki bir zorunluluğumuz yok mu? Evrensel, Bilimsel Bir Takvim Bu dinsel takvimlerin hatalı temelleri göz önüne alındığında, insanlığın evrensel, bilimsel bir takvime yönelmesi gerektiği açık. Dünya’nın güneş etrafındaki dönüşüne ya da daha hassas ölçümler olan atom saatlerine dayanan bir takvim, doğanın gerçekleriyle uyumlu olacaktır. Böyle bir sistem, kültürel ve dinsel ayrılıkları aşarak gerçeği geleneklerin önüne koyan ortak bir çerçeve sağlayacaktır. Felsefi olarak, bilimsel bir takvime geçiş, aklın mitin üzerine çıkışını, gerçeğin kurguya üstün gelişini temsil eder. Bu, insanlığın geleneklerin değil, doğanın yasalarına uygun yaşama kararlılığını yansıtır. Evrensel ve bilimsel bir takvim, sadece daha doğru değil, aynı zamanda insanlığın bilimsel akılcılığı efsanelerle değil gerçeklerle yaşatmasının bir simgesi olacaktır. Zamanı Gerçeklik ile Ölçmek Yahudi, Hristiyan ve İslam takvimleri doğrulanamayan mitler üzerine kuruludur, ama hâlâ insan hayatlarını şekillendirmeye devam ederler. Bu yanlışların sürekliliği, insanların rahatlatıcı kurmacaları rahatsız edici gerçekler karşısında tercih etme eğilimini yansıtır. Ancak bilimsel anlayışın derinleştiği bir çağda, bu eski sistemleri bir kenara bırakmanın vakti geldi. Zamanı ölçme araçlarımız mitlerden değil, doğanın gerçeklerinden yola çıkmalıdır. Evrensel, bilimsel bir takvim benimseyerek insanlık zaman anlayışını gerçeklikle uyumlu hâle getirebilir ve böylece kendisini tarihin yanılsamalarından kurtarabilir. Oğuz Türk 2024

Gineleme (Tekrar) Beyni Öldürür,

Gineleme (Tekrar) Beyni Öldürür, #OğuzTürk Gineleme (Tekrar), insan yaşamının temel bir parçasıdır, ancak beynin eleştirel düşünme, yeni bağlantılar kurma ve dünyayla anlamlı bir şekilde etkileşim kurma yeteneğini azaltarak yıkıcı etkiler yaratır. Bir kişi, ister dini, ister toplumsal ya da endüstriyel olsun, ginelemeğe (tekrar)a ne kadar çok maruz kalırsa, beynin yenilik üretme, haksızlığa karşı direnme, meydan okuma, isyan etme, sorgulama ya da gelişme yetisi o kadar azalır. Bize göre, ginelemenin (tekrar)ın zararsız ya da gerekli gibi görünse de aslında dini kurumlar, kapitalist yapılar, tüketim kültürü ve baskıcı rejimler tarafından bir kontrol aracı olarak kullanılmaktadır. Bu sistemler, sürekli gineleme (tekrar) yoluyla beynin eleştirel düşünme kapasitesini azaltarak bireyleri edilgen, uyumlu ve kolayca yönlendirilebilir hale getirir. Dinsel Gineleme (Tekrar): Uyuşmuş Bir Beyin, Birçok dinî gelenekte, gineleme (tekrar) uygulamanın merkezinde yer alır. Örneğin İslam’da, namaz günde beş kez aynı surelerin, hareketlerin ve duruşların tekrarıyla kılınır. Bu gineleme (tekrar), disiplin ve bağlılık kazandırmayı amaçlasa da, daha derin bir düzeyde, bağımsız düşünmeyi köreltir. Daha uç örnekler ise daha çarpıcıdır; din adamları, takipçilerine kişisel sorunlarını çözmek ya da rahatsızlıklarını iyileştirmek için belirli duaları ya da ayetleri yüzlerce, bazen binlerce kez tekrarlamalarını öğütler. Bu durumlarda din, bir aydınlanma ya da kişisel gelişim yolu olmaktan çıkar ve bir kontrol aracı haline gelir. Eleştirel düşünme ihtiyacını öldürerek, körü körüne bağlılık ve merakın körelmesinw yol açar. Friedrich Nietzsche, dini, kitleleri kontrol etmek için kullanılan en derin araçlardan biri olarak eleştirir. Özellikle gineleyici (tekrar)layıcı ibadet eylemlerini gerektiren dinî öğretilerin, bireyin iradesini zayıflattığını savunur. Birey, büyüklük peşinde koşmak yerine, topluma ve takipçi rolüne teslim olur. Nietzsche’nin Übermensch (Üstinsan) kavramı, bu gineleme (tekrar)-indüklenmiş uyumun tam karşısında durur. Üstinsan, toplumsal normları ve gineleyici (tekrar)layıcı gelenekleri aşarak, yaratıcı düşünce ve kendini aşma yoluyla kendi yolunu ve değerlerini şekillendirir. Dini bağlamda gineleme (tekrar), beynin spritüel uygulamayı mekanik bir egzersize indirgemesine neden olur. Beyin, inancın ya da kişisel inançların derin anlamlarıyla meşgul olma ihtiyacı duymaz, çünkü boş ritüelleri tekrarlamakla meşguldür. Görüşümüzce, ‘dini bir beyin’ ölü bir beyindir. Dini beyin güc odağına uyumlu, itaatkâr ve iktidardaki kişiler tarafından, ister din adamları isterse genel sistem olsun, kolayca yönlendirilebilen bir beyindir. Kapitalist-Tüketici Toplumda Gineleme (Tekrar) Dinsel yapılar, kitleleri kontrol etmek için gineleme (tekrar) kullanımında yalnız değildir. Kapitalizm, özellikle tüketici biçiminde, bireyleri edilgen tüketicilere dönüştürmek için gineleme (tekrar) üzerine yoğun şekilde dayanır. Reklamlar, beyne sürekli gineleme (tekrar) eden mesajlar ileterek, onu belirli ürünleri mutluluk, kimlik ya da toplumsal statü ile ilişkilendirmeye zorlar. Bu gineleme (tekrar), bireylerin bilinçli kararlar alma yetisini öldürür. Onlar, düşünmeden tüketmeye koşullanmışlardır ve beyin, karar alma sürecinde aktif bir ajan yerine pasif bir alıcı haline gelir. Toplum bilimci Pierre Bourdieu’nün habitus kavramı, toplumsal normların ve uygulamaların bireyler üzerinde ginelemeli (tekrar)lı maruz kalma yoluyla nasıl kökleştiğini açıklar. Gineleme (Tekrar) yoluyla bireyler, toplumsal değerleri ve rollerini sorgulamadan kabullenmeye şartlanır. Kapitalist bir toplumda tüketim, bir tür habitus haline gelir. Ginelenen (Tekrar)lanan reklamlar ve tüketim, beynin eleştirel düşünme yetisini köreltir. Tüketici, beynin yeni bağlantılar kurmasını ya da yeni fikirler keşfetmesini engelleyen bir duruma girer. Bu durgun zihinsel durum, güçlülerin yararına çalışır. Endüstriyel Gineleme (Tekrar): ‘Modern Zamanlar’ Örneği Charles Chaplin’in ikonik filmi Modern Zamanlar, endüstriyel ginelemenin (tekrar)ın bireyleri nasıl insanlıktan çıkardığını ve onları makinenin dişlileri haline getirdiğini mükemmel şekilde gösterir. Filmde, Chaplin’in karakteri bir üretim bandında çalışır, sürekli aynı sıkıcı görevleri gineler (tekrar) eder. İşin monotonluğu, ginelenen (tekrar) eden hareketler ve yaratıcı katılım eksikliği, onu kendi başına düşünemeyen mekanik bir varlığa dönüştürür. Bu endüstriyel gineleme (tekrar), yalnızca fabrika işçiliğinin bir eleştirisi değildir; aynı zamanda ginelemenin (tekrar)ın zihinsel gücü ve insan bağını nasıl öldürdüğünün bir metaforudur. Benzer bir şekilde, askeri eğitim de gineleme (tekrar) yoluyla bireyleri şartlandırır. Emirlerin, talimatların ve rutinlerin ginelemeleri (tekrar)ı, askerleri düşünmeden hareket etmeye şartlandırır, onları yalnızca ‘öldürme makineleri’ haline getirir. Emirlerin ve eylemlerin ginelemeleri (tekrar)ı, beynin emirlere itiraz etme ya da eylemlerinin ahlakını sorgulama yetisini öldürür. Bu şartlandırma, son derece etkili ama nihayetinde insanlıktan çıkmış ve uyumlu bir birey yaratır. Bu tür bireyler, otoriter rejimler ya da hiyerarşik sistemler için biçilmiş kaftandır. Baskıcı Rejimlerde Gineleme (Tekrar) Eski Sovyetler, Kuzey Kore ve Çin gibi baskıcı rejimler, halklarını kontrol etmek için gineleme (tekrar) kullanımına büyük ölçüde dayanır. Yurttaşlar, ideolojik ilkelerin ginelemesi (tekrarı) ya da devlete bağlılık gösterileri gibi sürekli olarak ginelenen (tekrar) eden eylemlerde bulunmak zorundadırlar. Bu gineleme (tekrar), halkın hükümet ya da politikaları hakkında eleştirel düşünme kapasitesini öldürmek için tasarlanmıştır. Bireyleri aynı eylemleri, sözleri ve inançları ginelenerek (tekrar tekrar) yaptırarak, baskıcı rejimler uyumlu ve statükoya meydan okuyamayan bir köleleşmiş ve koyunlaşmış nüfus yaratır. George Orwell’in 1984 adlı eseri, totaliter bir devlette ginelemenin (tekrar)ın tehlikelerini canlı bir şekilde betimler. Romanda hükümet, “Savaş barıştır” ve “Özgürlük köleliktir” gibi ginelenen (tekrar) eden sloganlar kullanarak halkı çelişkili düşünceleri kabul etmeye şartlandırır. Bu sloganların sürekli ginelenmesi (tekrar)ı, beyinlerin bu tür ifadelerin saçmalığını fark etme yetisini öldürerek, bireylerin rejimin kontrolüne karşı koyamamasına neden olur. Roman, ginelemenin (tekrar)ın totalitarizmin bir aracı olarak kullanılabileceğinin ve beynin bağımsız düşünme ve eylem kapasitesini nasıl azalttığının güçlü bir uyarısıdır. Felsefi ve Nörolojik Yaklaşımlar Nietzsche ve Orwell gibi düşünürler uzun zamandır ginelemenin (tekrar)ın tehlikelerini dile getirmiştir. Ancak modern nörolojik çalışmalar, ginelemenin (tekrar)ın zararlı etkilerine dair daha fazla kanıt sunmaktadır. Özellikle ezber ya da mekanik eylemlerle ilgili tekrarlar, beynin yeni bağlantılar kurma ve yeni deneyimlere uyum sağlama yetisi olan nöroplastisitenin azalmasına yol açar. Nörologlar, özellikle zihinsel katılım gerektirmeyen ginelenen (tekrar) eden görevlerin, beynin durağanlaşmasına neden olduğunu tespit etmişlerdir. Bu, özellikle işyerinde, tekrar eden görevlerin tükenmişlik ve zihinsel yorgunluğa yol açtığı, beynin yenilik ve sorun çözme kapasitesini azalttığı durumlarda belirgindir. Buna karşılık, yaratıcı uğraşlar, sorun çözme ya da eleştirel düşünmeyi teşvik eden etkinlikler, nöroplastisiteyi artırır ve beynin büyümesine ve uyum sağlamasına olanak tanır. Beynin durağanlaşmasına yol açan ginelenen (tekrar) eden görevlerden kaçınarak, bireyler modern toplumun beyni öldüren etkilerine karşı koyabilirler. Görüşümüzce, gineleme (tekrar), ister dini uygulamalarda, ister tüketici kültüründe, endüstriyel işlerde ya da baskıcı rejimlerde olsun, kitleleri kontrol etmek için güçlü bir araç olarak hizmet eder. Beynin eleştirel düşünme, yaratıcılık ve bağımsız hareket etme kapasitesini öldürür. Nietzsche ve Orwell gibi düşünürler, ginelemenin (tekrar)ın bireyin insanlığını nasıl ortadan kaldırdığını anlamışlardır. Felsefi ve nörolojik açıdan, gineleme (tekrar) beyini öldürür. Ginelemenin (tekrar)ın kör döngüsünü aşmak, zihnin özgürlüğüne ve insan olmanın tam anlamıyla farkına varmaya giden yoldur. *Bu yazıda Arapça (Tekrar) sözü yerine (Gineleme) sözünü üretip kullanmışız. Oğuz Türk 2021

Güney Azərbaycan və Kortizol,

Güney Azərbaycan və Kortizol, Təziye Üzərində Qurulan İşqalçılıq: Güney Azərbaycan Üzərində Nöroloji, Psixoloji və Sosial-Siyasi Təsirləri: #ÖğuzTürk Tarix boyu işqalçı rejimlər işqal etdikləri millətləri idarə etmək üçün onların kütləvi duyğularından istifadə etmişlər. Davamlı kədər, qorxu və hüzünlü mühiti yaratmaqla dövlət, insanları bugünkü sosial-siyasi reallıqlardan uzaqlaşdıraraq tarixi hadisələrə yönəldir və beləliklə itaəti təmin edir. Bu hal, Orta Çağ Katolik Avropasında olduğu kimi, müasir İranın, xüsusən də Şiə əksəriyyətli Güney Azərbaycan bölgəsində də görünməkdədir. Hər iki sistem dini kədər dolu hekayələrdən istifadə edərək kütləvi emosional tabeçiliyi təmin edir. Bu təhlil belə siyasətin nöroloji, psixoloji və sosial təsirlərini araşdıraraq, Güney Azərbaycan üzərindəki nəticələrinə fokuslanır. Uzunmüddətli Kədər və Stresin Beyinə Təsiri Nöroloji baxımdan, uzun müddətli kədər, travma və stress beynin kimyasını dəyişdirir. Dini yas dövrlərində davamlı yaşanan qəm-qüssə beynin kortizol səviyyələrini artırır və zaman keçdikcə yaddaş, qərar qəbul etmə və emosional tənzimləmə kimi əqli funksiyalara mənfi təsir göstərir. İran rejimi, Orta Çağ Katolik Kilsəsi kimi, milli təqvimə kədər dövrlərini daxil etmişdir. İlin təxminən iki yüz günü ya İmam Hüseyn, ya da digər şiə şəxsiyyətlərinin xatirəsi ilə bağlı yaslarla keçir. Bu yas mərasimləri zamanı insanlar özlərinə vurur, sinələrinə döyür və başlarını yaralayırlar. Bu davranışlar beyindəki stress reaksiyasını daha da aktivləşdirir. Davamlı yüksək kortizol səviyyələri insanları xarici təsirlərə qarşı daha həssas edir və onların tənqidi düşünmə qabiliyyətlərini zəiflədir. Nəticədə, insanlar davamlı kədər və itaət dövrünə daxil olur və hakimiyyəti sorğulama və ya cari sosial problemlərlə məşğul olma bacarığı zəifləyir. Psixoloji Təsirlər: Kədər və Günah Hissinin İçselleşməsi Psixoloji baxımdan, İran dövləti tərəfindən tətbiq edilən bu institutsional kədər, Orta Çağ Katolik Kilsəsinin günah hissi mexanizmləri ilə oxşardır. Hər iki halda da, insanlar tarixi dini faciələrdən məsul olduqlarına inandırılır. Xristian Avropasında İsa peyğəmbərin çarmıxa çəkilməsi, Şiə inancında isə İmam Hüseynin şəhidliyi insanların günah hissini dərinləşdirən hekayələrdir. Yas mərasimlərində iştirak etmək insanlara öz günahlarından təmizlənmə fürsəti verir. Bu günah və qəm-qüssə hissi zamanla mazoxizmə çevrilir; insanlar öz indiki acılarını görməzlikdən gələrək tarixi hadisələrə yönəlirlər. Bu günahkar emosional vəziyyət hökumətin toplumsal nəzarətini davam etdirməsinə imkan yaradır, çünki vətəndaşlar öz maddi və siyasi şərtlərini sorğulamaq əvəzinə dini vəzifələrinə diqqət yetirirlər. Sosial Təsir: Dövlətin Təşkil Etdiyi Kədərin Siyasi İdarəetmə Aləti Kimi İstifadəsi Güney Azərbaycanda kədər üzərində qurulan idarəetmənin sosial nəticələri çox dərin və təsirli olmuşdur. İran hökuməti kütləvi yas mərasimlərini təşkil edərək dini qurumlar və dövlət mexanizmlərindən istifadə etməklə bu kədər mədəniyyətini qoruyub saxlayır. Milli təqvim, müxtəlif imamların, ailə üzvlərinin və digər dini şəxsiyyətlərin xatirəsinə həsr olunmuş günlərlə doludur. Bu günlərdə iş yerləri bağlanır və insanlar yas mərasimlərinə qatılmağa məcbur edilir. Bu halda kollektiv kədər xalqı ortaq bir emosional yük altında birləşdirir, eyni zamanda mövcud haqsızlıqlardan diqqəti yayındırır. Güney Azərbaycanda bu dövlətin təşkil etdiyi kədər, İran işğalı altında yaşamağın acı reallıqlarından qaçmaq üçün güclü bir yayındırıcıdır. Bu bölgə iqtisadi cəhətdən geri qalmış, xalqı yoxsul və siyasi olaraq sıxışdırılmışdır. Azərbaycanlılar öz sosial və iqtisadi çətinlikləri ilə məşğul olmaq əvəzinə yüz illər əvvəl ölmüş imamların yasını tutmağa sövq edilir. Uzun müddətli yas mərasimləri hökumətə qarşı sosial hərəkatları boğaraq xalqın dirənişini zəiflədir. Beləliklə, insanların öz gələcəklərinə dair iradəsi zəifləyir və kollektiv kimlikləri kədər və şəhidlik üzərində qurulur. Orta Çağ Katolik Avropası ilə Müqayisəli Təhlil Orta Çağ Katolik Avropası ilə müasir Şiə İranı arasındakı bənzərliklər, kədərin siyasi nəzarət vasitəsi kimi daimi gücünü nümayiş etdirir. Avropada Katolik Kilsəsi İsa peyğəmbərin çəkdiyi əziyyətləri insanlığın günahlarının nəticəsi kimi göstərərək inanclıları davamlı emosional itaət halında saxlamışdır. Eyni şəkildə, İran rejimi də şiə yas mərasimlərindən istifadə edərək xalqı emosional olaraq zəif və diqqətsiz vəziyyətdə saxlayır. Katolik Kilsəsi günah çıxarma aktını təşviq etdiyi kimi, İran vətəndaşları—xüsusən də Güney Azərbaycanda yaşayan Şiə əksəriyyəti—sinələrinə vurma və özlərinə zərər verməklə bağlılıqlarını və kədərlərini ifadə edirlər. Hər iki konteksdə də xalq dini məfhumlar ətrafında mərkəzləşərək mövcud siyasi strukturları sorğulamaq əvəzinə dini ifadələrlə məhdudlaşırlar. Güney Azərbaycan Üçün Siyasi Nəticələr Güney Azərbaycanda İran rejiminin Şiə kədərini manipulyasiya etməsi konkret siyasi məqsədlərə xidmət edir. Bu kədər mədəniyyətini davam etdirərək hökumət, Azərbaycanlıların öz etnik və mədəni kimlikləri ətrafında birləşmələrinin qarşısını alır. Şiə çoxluğuna sahib olan Azərbaycan xalqı həm dini hekayələr, həm də türklük kimliyinin basdırılması ilə ikitərəfli nəzarət altındadır. Nəticədə siyasi cəhətdən passiv bir cəmiyyət yaranır; tarixi kədər və dini mərasimlərə dalmış xalq öz marjinal vəziyyətlərinə qarşı hərəkət etmir. Bu emosional manipulyasiya İran rejiminin hakimiyyətdə qalmasına və Güney Azərbaycanın iqtisadi və mədəni sıxıntılar altında saxlanmasına imkan verir. Nəticə: Duyğusal İdarəetmədən Siyasi Azadlığa Doğru Görüşümüzcə, təziye və Kədər üzərində qurulan işqal və idarəetmənin nöroloji, psixoloji və sosial ölçülərini anlamaq emosional və siyasi azadlıq yolunu açır. Güney Azərbaycan üçün siyasi, milli və duyğusal müstəqilliyi geri qaytarmaq—təhsil, mədəni fəxr və tarixi tənqidi dəyərləndirmə vasitəsilə—işqalcının manipulyasiyasına qarşı çıxmaq üçün vacib addımdır. Kollektiv yaddaş və kədəri itaətin deyil, güc və müqavimətin mənbəyi kimi yenidən çərçivələmək Azərbaycanlıların onları uzun müddət basdıran emosional və siyasi nəzarət quruluşunu dağıtmasına yol açacaqdır. #OğuzTürk

Güney Azerbaycan Ve Kortizol,

Güney Azerbaycan Ve Kortizol, #OğuzTürk Bu yazıda, İran-Fars işgalcılığının Sistematik olarak Taziye Kültürünü Dayatarak Güney Azerbaycan’ı Pasifleştirme Çabalarını inceleyerek, Bu Mekanizmanın Nörolojik, Psikolojik ve Sosyopolitik Etkileri Ve Boyutlarını Anlatmaya çalışacağım; Tarih boyunca işgalcı rejimler, kitlelerin duygularını kullanarak halkları kontrol etmiştir. Sürekli bir keder, korku ve üzüntü kültürünü besleyerek devlet, dikkatleri mevcut toplumsal ve siyasal gerçeklerden tarihsel olaylara yönlendirir ve böylece itaat sağlanır. Bu olgu, Orta Çağ Avrupa’sındaki Katolik Kilisesi’nde ve günümüz İran’ında, özellikle Şii ağırlıklı Güney Azerbaycan’da gözlemlenmektedir. Her iki sistem de duygusal boyun eğmeyi dayatmak için keder dolu dinsel anlatıları kullanır. Bu inceleme, böylesi uygulamaların nörolojik, psikolojik ve sosyolojik etkilerini ele alarak, İran yönetimi altındaki Güney Azerbaycan’da bu durumun sonuçlarına odaklanmaktadır. Keder ve Stresin Beyin Üzerindeki Etkisi Nörolojik açıdan bakıldığında, keder, travma ve stresin uzun süreli maruziyeti beyin kimyasını değiştirir. Dinsel yas dönemlerinde yaşanan sürekli üzüntü, beyindeki kortizol seviyelerini yükseltir ve zamanla hafıza, karar verme ve duygusal düzenleme gibi bilişsel işlevleri zayıflatabilir. İran rejimi, tıpkı Orta Çağ Katolik Kilisesi gibi, ulusal takvime üzüntü döngüleri yerleştirmiştir. Yılın neredeyse iki yüz günü, ya İmam Hüseyin’in ya da diğer Şii şahsiyetlerin yasına ayrılmıştır. Bu yas ritüelleri sırasında insanlar göğüslerine vurur, kendilerini kamçılar, başlarını yaralar; bu davranışlar beynin stres tepkisini daha da artırır. Sürekli yükselen kortizol seviyeleri, bireylerin dış etkilere karşı daha savunmasız hale gelmesine neden olur ve eleştirel düşünme yetileri zayıflar. Böylece insanlar, sürekli bir üzüntü ve itaat döngüsüne kapılır, otoriteyi sorgulama ya da güncel toplumsal sorunlarla ilgilenme kapasiteleri azalır. Psikolojik Etkiler: Keder ve Suçluluğun İçselleştirilmesi Psikolojik olarak, İran devleti tarafından dayatılan bu kurumsal keder, Orta Çağ Katolik Kilisesi’nin suçluluk mekanizmaları ile benzerlik gösterir. Her iki durumda da, bireyler dinsel trajedilerden sorumlu olduklarına inandırılır. Hristiyan Avrupa’da İsa’nın çarmıha gerilmesi, Şii inancında ise İmam Hüseyin’in şehit edilmesi, takipçilerinin suçluluk duygusunu derinleştiren anlatılardır. Bu yasın parçası olmak, bireylere kendi günahlarından arınma fırsatı sunar. Bu suçluluk ve üzüntü hali zamanla mazoşizme dönüşür; insanlar kendi acılarını görmezden gelerek uzak tarihsel olaylara odaklanır. Bu suçlulukla yoğrulmuş duygusal durum, rejimin toplumsal kontrolünü sürdürmesine olanak tanır, zira vatandaşlar kendi maddi ve politik koşullarını sorgulamak yerine dinsel görevlerine odaklanır. Toplumsal Boyut: Devlet Onaylı Kederin Siyasi Bir Araç Olarak Kullanılması Güney Azerbaycan’daki keder temelli kontrolün toplumsal sonuçları derindir. İran rejimi, büyük ölçekli yas törenlerini örgütleyerek, bu üzüntü kültürünü sürekli kılmak için dini kurumlar ve devlet mekanizmalarını kullanmaktadır. Ulusal takvim, çeşitli imamların, aile üyelerinin ve diğer dinsel şahsiyetlerin ölümü anısına ayrılmış günlerle doludur. Bu günlerde işyerleri kapanır, insanlar yas törenlerine katılmaya zorlanır. Böylece toplu keder, halkı ortak bir duygusal yük altında birleştirirken, aynı zamanda güncel haksızlıklardan dikkatleri başka yönlere çeker. Güney Azerbaycan’da bu devlet kontrollü keder, İran işgali altındaki yaşamın sert gerçeklerinden uzaklaşmaya yarayan güçlü bir dikkat dağıtıcıdır. Bölge ekonomik olarak geri kalmış, halkı yoksul ve siyasal olarak ezilmiştir. Halk, kendi toplumsal ya da ekonomik mücadelelerini dikkate almak yerine binlerce yıl önce ölmüş imamların yasını tutmaya yönlendirilir. Uzun yas dönemleri, rejime karşı toplumsal hareketlerin ortaya çıkmasını da engelleyerek halkın direncini kırmaktadır. Böylece halkın kendi geleceğine dair iradesi zayıflatılır ve toplumsal kimliği üzüntü ve şehitlik üzerine inşa edilir. Orta Çağ Katolik Avrupa ile Karşılaştırmalı İnceleme Orta Çağ Katolik Avrupa ile günümüz Şii İran’ı arasındaki benzerlikler, taziye ve kederin siyasal bir kontrol aracı olarak kalıcı gücünü gözler önüne sermektedir. Avrupa’da Katolik Kilisesi, İsa’nın çektiği acıları insanlığın günahlarının sonucu olarak çerçevelemiş ve bu, inananları sürekli bir duygusal boyun eğme durumunda tutmuştur. Benzer şekilde, İran rejimi Şii yas ritüellerini kullanarak halkı duygusal açıdan kırılgan bir durumda bırakmakta ve toplumsal koşullardan uzaklaştırmaktadır. Tıpkı Katolik Kilisesi’nin günah çıkarma uygulamalarını teşvik etmesi gibi, İran-Fars işgalında olan milletler—özellikle Güney Azerbaycan’daki Şii çoğunluğu—göğüslerine vurma ve kendilerine zarar verme yoluyla bağlılıklarını ve üzüntülerini ifade ederler. Her iki bağlamda da halk, dinsel kefaret üzerine odaklanmaya teşvik edilerek mevcut siyasal yapıları sorgulamak yerine dinsel anlatılara yönlendirilir. Güney Azerbaycan İçin Siyasi Sonuçlar Güney Azerbaycan’da İran rejiminin Şii taziye kültürünü ve kederi manipüle etmesinin belirgin siyasi amaçları vardır. Bu sürekli yas kültürünü besleyerek rejim, Azerbaycanlıların kendi etnik ve kültürel kimlikleri etrafında örgütlenmelerini engeller. Şii çoğunluğa sahip Azerbaycan halkı, hem dinsel anlatılar hem de Türklük kimliğinin baskılanması yoluyla kontrol altında tutulur. Sonuç olarak, toplumsal ve siyasal olarak edilgen bir toplum oluşur; tarihsel üzüntü ve dinsel ritüellerle meşgul olan halk, kendi marjinalleşmelerine karşı harekete geçmez. Bu duygusal manipülasyon, İran rejiminin iktidarını sürdürmesine ve Güney Azerbaycan’ın işgal altında, her yonden olduğu gibi ekonomik olarak geri kalmasına ve kültürel olarak baskı altında tutulmasına olanak sağlar. Görüşümüzce, Keder ve üzüntü temelli kontrolün nörolojik, psikolojik ve toplumsal boyutlarını anlamak, duygusal ve siyasal kurtuluş için bir yol sunmaktadır. Güney Azerbaycan için, duygusal egemenliği geri kazanmak—eğitim, siyasi ve toplumsal bağımsızlık ilk olarak, kültürel gurur ve tarihle eleştirel bir şekilde yüzleşme yoluyla—rejimin manipülasyonuna karşı direnmenin gerekli bir adımıdır. Toplu hafıza ve kederi teslimiyetin değil, güç ve dayanıklılığın kaynağı olarak yeniden çerçevelemek, Azerbaycanlıların uzun süredir onları ezen duygusal ve siyasal kontrol yapısını parçalamaya başlamasını sağlayabilir. #OğuzTürk

Kömür mü Yüsür mü?

Gözlerin kömür mü, yüsür mü söyle , Kipriğin batır mı, kesir mi söyle , گوزله‌رین کومور مو یوسور مو سویله، کیپریگین باتیر می که‌سیر می سویله، Qaşla göz arasından öpsem indi, Qonça dodaqların küser mi söyle, قاشلا گوز آراسیندان اوپسه‌م ایندی، قونچا دوداقلارین کوسه‌ر می سویله، Namaza durmuşam içgili gine, İndi bu günah mı qusur mu söyle, نامازا دورموشام ایچگیلی گینه، ایندی بو گناه‌می قصور مو سویله، Zülümden covrdan şikayet etsem, Ayrılıq poyrazı eser mi söyle, ظلم‌ده‌ن جوردان شکایت ائتسه‌م، آیریلیق پویرازی اه‌سه‌ر‌می سویله، Ayrılıq kel kimin gelir üstüme, Bu yazıq canımı süser mi söyle, آیریلیق که‌ل کیمین گه‌لیر اوستومه، بو یازیق جانیمی سوسه‌رمی سویله، Kimsesiz çaresiz qurbet ellerde, Bilse düşman bizi basar mı söyle, کیمسه‌سیز چاره‌سیز قوربت ائلله‌رده، بیلسه دوشمان بیزی باسار می سویله، Her gece adını getirsem dile, Her seher Oğuz’u asar mı söyle! هر گئجه آدینی گه‌تیر‌سه‌م دیله، هر سحر ‘’اوغوز’’و آسار می سویله!

Tuesday, April 09, 2024

Hele de,

Hele de sevgilimsin, Deyib gülürük yuxularımda, Qonaq gedib gelirik. Qaşlarından hele de me'raca gedib, Başının Ka'besine tevaf edirem, Sağdan sola, soldan sağa. Burnun hele de uçmağın yolunu gösterir; Gülüşünün cennetinde, Gezib tozuruq. Demek qırx il çileden sonra, Getdiğin, bilincaltıma hele de enmemiş! Ya da ki bilincaltım, Özünü vurur bilmemezliğe...

Tuesday, February 20, 2024

Yosmalar Semah Çekir,

 Sevgi meydanında,

He, sevgi meydanında,

Yosmalar semah çekir;

Xeyye xu xeyye xuuuu…


Döne döne esriyirler,

Aax başım dolanır döndükce;

Başıma qusmak var başlarında,

Ökkelerim ağzıma gelir:

İçim dışıma dönür,

Başım boşalır,…

Öyyüq öyyyüğ…


Her şey satışa qoyulmuş,

Açıq artırmada, başdır beyindir, qaşdır qulaqdır, gözdür yanaqdır,

Ve uçmağın yolunu gösteren burun.

En ucuz, insan, ey ehli iman.

Para bile pırıl pırıl satılır,

En dibini gördüğümde erdemin,

Yaradanlarına adanmış yosmalar,

Daha derinliği göstererler mene.


Şaşırtmakta şaşırtmazlar. 


#OğuzTürk 

2019



Monday, December 18, 2023

آشاغیلاما و تحقیر قونوسو

 ۱ خورداد باش قالدیریسینین ۱۶ینجی ایل دونومو٫


آشاغیلاما و تحقیر قونوسو٬


#اوغوزتورک


گونئی آزه‌ربایجان تورک ملتینین قیاملارینین تاریخینده، ۱ خورداد ۱۳۸۵ین باشقالدیریسی اوزه‌ل اونه‌م داشیماقدادیر. گونئی آزه‌ربایجان ملی دولتینین ۱۳۲۵ده باسیلماسینین و ایشقالینین یئنیله‌نمه‌سینین آردیندان، معاصر و مدرن مللی حرکتی دونه‌مینده، ۱ خورداد باشقالدیریسی ایران-فارس ایشقال رژیمینی اه‌ن چوخ قورخودان و ایلیشگیله‌رینی اه‌ن چوخ ائتگیله‌یه‌ن اولموشدور. او به‌للی گونه اونجه‌ده‌‌ن اعتراض یورویوشله‌ری حاضرلانمیش اولماسینین اوستونه، ایران-فارس رژیمینین ‘ایران’ آدلی گونلوگونده بیر سوزده کارتون حکایه‌سینده، تورک ملتینی بوجه‌گه به‌نزه‌دیب، اولارین دیشقی يئمه‌کله‌ری، شه‌پیتله ووروب اولدورمه‌له‌ری، و توپلی یوخ ائدیلمه‌له‌رینین گه‌ره‌گی یازیلیب چیزیلمیش اولماسی، بوتون گونئی آزه‌ربایجانین شهرله‌رینده تورک ملتینین چوخ گه‌نیش و یایقین بیچیمده باشقالدیرماسی، ایشقال رژیمینین  سونونون باشلانقیجی اولموشدور. نئجه کی، گونئی آزه‌ربایجان ملی حرکتینین سوره‌جینده بیر آتلاما ساییلاراق، ۱ خورداد باش قالدیریسیندان اونجه و سونراسی دئییشیک دونه‌م کیمین باخیلماقدادیر. بو قیسا یازیدا، فارس ملی روحو و روانی باخیش آچیسیندان، تورک دوشمانلیغی قونوسونا بیراز توخونماغا چالیشاجاغام.  


۱ خورداد قیامینا، بیر سیرادان، بیرده‌ن بیره‌، و کوکسوز گئچمیشسیز، قاندا باسقیدا بوغولموش پاتلاییش کیمین باخماق البته کی اوزده‌ن، ساده و بسیط اولور. فارس فاشیزمینین یاری آلایلی، چوخ آشاغی دوزئی‌ده تورک ملتینه سالدیریسی، مین ایلی آشقین تورک دوشمانلیغینین اوزون سوره‌ر دوزه‌نی و قالیبینین اورنه‌کله‌رینده‌ن بیریدیر. اوزونتویله دئمه‌لیییک کی، اسلام دینینین بولگه‌یه یاییلماسیندان بویانا باخساق، آزچوخ، ۳۰۰ ایل عرب و ۱۱۰۰ ایل تورک اداره‌سی آلتیندا قالان سوزده فارسلار، (فارسلیق، ایرانلیلیق، آریالیق) وارلیغی، ملی وقاری و کیملیگی، سونو گورونمه‌یه‌ن ایلله‌رده و قوشاقدان قوشاغا اومودسوزلوقلاردا ایتیره‌ن بیر ملت اولاراق، عربله‌ر طرفینده‌ن چوخ آغیر دورومدا یئنیله‌ن و آشاغالاناراق اویونباز، سحرباز (مجوسی=Magi) و باشقا آشاغالاتیجی آدلارلا آدلانان، و هابئله، تورکله‌ر طرفینده‌ن هر زامان و هر یئرده یئنیله‌ن و بیرملت بیله تانینمایان، گووه‌نیلمه‌ز، حیله‌کار، چه‌که‌ر، نوکه‌ر و باشقا آشاغالاتیجی تانیملارلا گه‌لیب مدرن چاغیمیزا یئتیشمیشدیر. بو دوروم نظامی اولاراق باسیلان ملتله‌ره ده شاملدیر. بیر ملتین اوردوسو اوبیری ملتی یئنیلگییه اوغراداندان سورا، گه‌نه‌لده، یئنیله‌ن ملت، یئنیلگی ایله بیرلیکده گه‌له‌ن آشاغیلاماقلار تحقیرله‌ر، سورگونله‌ر، سویقیریملار، دیلقیریملار، عرضا ناموسا گئچمه‌له‌ر، کیملیک داندیرمالار، گئچیمسه‌ل قیتلیقلار، فلاکتله‌ر، رزالتله‌ر، اه‌ریییب یوخ اولمالاری دا قبول ائتمیشدیر. ملتله‌رین تاریخی تجربه‌سی بودور. همه‌ن همه‌ن بوتون دوشمان و رقیب ملتله‌رین توققوشمالاری بویله سونوجلانمیشدیر.  شهر-دولتله‌رین بیر بیریله‌ن (اورنه‌گین لاگاش ایله نیپور آراسیندا) ساواشلارینین، که‌نگه‌ر اویقارلیغیندان قالمیش که‌رپیچ یازیلارین قانیتلارینا گوره، بیر نئچه ایل اونجه، روس ملتینین تورک ملتینه قیریم’دا ائتدیکله‌ری آغیر به‌نزه‌رلیک داشیماقدادیر. بیزه گوره هر تورلو آشاغیلاما و تحقیر تراما ساییلماقدادیر، و تحقیر اولانی اولوم و یوخلوغا سوروکله‌ر. بیزه گوره، وطن، توپراغ و یاشام یئرینین ایشقالی اه‌ن بویوک تحقیردیر. باشقا تحقیرله‌ر، اقتصادی، کولتوره‌ل، تاریخسه‌ل، و٫٫٫ وطن ایشقالینین آردیندان گه‌له‌ر. 


گونئی آزه‌ربایجان باشقالدیری تاریخینه، و ها بئله ۱ خورداد باشقالدیریسینا قیویلجیم اولان، تورکون (بوجه‌ک، حامام بوجه‌گی، پیسپیسا، سوسه‌ری، سوسک، یه‌مه‌گی دیشقی ‘پوخ’ اولان، شه‌پیت ایله اه‌زیلمه‌لی، یوخلوغا محکوم) اولماسی، ایزوله بیر اولای دئگیلدیر. بو آشاغیلامانین آرخاسیندا و ده‌رینلیگینده، بیر بئیین سایریلیغی، و بیر خسته دوشونجه دوزه‌نی وار. بوتون تاریخ اونجه‌سی و یازیلی تاریخده، و اوزه‌للیکله ده،‌ گئچمیش ۱۲۰۰ ایللیک سوره‌جده، يئنیلگیده‌ن باشقا بیر شئی بیلمه‌یه‌ن فارس ملتینین  تینینده، روحوندا و روحیه‌سینده، بیلینجینده و بیلینج آلتیندا، دوشونجه‌سینده و یازینیندا، بیر تورلو مازوخیسم، زینوفوبی، شیزوفرونی، اوزونو اوستون بیلمه‌ک، عینی زاماندا اوزونو چوخ آشاغا گوسته‌ره‌ن، باشقا ملتله‌ری سوچلایان آشاغالایان، قیسقانان، تورک‌ دوشمانلیغی، زامانی گئچمیش، حسرتله‌رله دولو، قالیب کیفسه‌میش بیر نفرت و امکانسیز اوج و انتقام حسی، فارس ملتینین ملی تینینی (پیسیکیاتریسینی) اینجیتمه‌کده‌دیر. فارس ملی تینی، تورکه قارشی اوزونو تحقیر اولونموش گورور. اونا گوره بو تحقیر یاراسی بیتیشه‌ن دئگیل. ایران‌ دئگیله‌ن یئرده فارس ملتینه اسیر دوشه‌ن تورکله‌ر، بیر ده‌لینین توتساغینا دوشموشه به‌نزه‌ییرله‌ر. ایندیکی عصرده، ایندیکی زاماندا نئجه بیر سیرادان تورکه آنلاتماق اولورکی، او سلجوق یا غزنوی یا گوک تورک دئویرله‌رین انتقامینا معروض قالمیشدیر؟ اوزده و ظاهرده بویله گورونمور. دئگیل می؟ ایمکانسیز گورونور. دئگیل می؟ آنجاق، اوزونتو ایله، مع الاسف، فارس ملی تینبیلیمی (روانشناسی ملی) و تینتوپلومبیلیمی (روانشناسی جامعه‌شناسی) و فارس یازینینین و ادبیانینین و گئچمیش دوزه‌ن آراشدیرماسی، آچیقجا بیزی بو سونوجا واردیریر کی، فارس ملی شعورو و آلت شعورو، اگر بو دورومدا اونا شعور دییه بیلسه‌ک، چوخ چاره‌سیز و داوا درمانسیز اولاراق، تورک دوشمانلیغینا یاخالانمیشدیر. فارس ملی روحو، تورکون یانیندا هیچ اولمامیش کی! فارس ملی روحو بوتون تاریخ بویو، تورکون وارلیغینین اونونده اولموشدور. ائله دقیقا بو نه‌ده‌نده‌ندیر کی، تورک ایله و یا باشقا هر ملت ایله نئجه بیر یئرده ائشیت اولاراق یاشاماق اولور. او هر زامان تورکون اونونده اولموشدور. تورکون اونونده یالنیز بیر داورانیش بیلیر. او دا یالتاقلیق و یالاقالیقدیر. اوزونو تحقیر ائدیب، الاحقر اولوب سورونوب یاشامدا قالماقدیر. فارس ملی روحو اه‌زیک، یالتاق، اومودسوز، پارانویاک، قوشقولو، اوزگووه‌نسیز، اوزاقدا چوخ اوزاقلاردا قورتاریجی گوجله‌ره اینانان، آلایجی، آخرالزمانی، اخلاقسیز اه‌رده‌مسیز، و یئینیلگییی مه‌نیمسه‌یه بیری روحدور. ایندی ائله بو اه‌زیک ملی روح، بیر تاریخی گه‌لیشمه سونوجوندا، تورکو گوجسوز گوردوکده، همه‌ن او اه‌زیکلیگین اوبیری اوزو گوسته‌ریر. دئمه‌ک فارس ملی روحو بیرده‌ن بیره، تاریخین توز توپراغیندان قالخان بیر خورتلاق کیمین، هیچ ملایمت، مسالمت، یوموشاقلیق و مدنیلیک سه‌رگیله مه‌ده‌ن، رستم کیمین، بیر گون اونجه‌یی اونودور، و  سهرابین جیگه‌رینی چیخاردیب دیشینه چه‌کیر. (رستم و سهرابین بابا اوغوللوغونا به‌نزه‌رلیک چه‌کمه‌ده‌ن) . فارس ملی روحو، تورک وارلیغینا قارشی، اوزونو بیر آن گوجلو گوره‌نده، ویا ظن ائده‌نده، چوخ آجیماسیز، سادیستیک، ملاحظه‌سیز، اوزاقگورمه‌مه‌زلیک، گیزلی و آچیق دوشمانچیلیق، خائن‌لیک، اسیر توتدوغو تورکله‌رده خائن‌پرورلیک، سوی قیریملار، دیلقیریمی، کولتورقیریمی، بیلگین قیریمی،  سورگونله‌ر، تورک ملی و تاریخی کیملیک یوخ ائتمه‌کله‌ر، توپراق ایشقالی، چئوره بوزقونلوغو یاراتماق، سو بحرانی یاراتماق، و٬٬٬و ٬٬٬ هر تورلو انسانلیق دیشی عاغلا گه‌له‌ن و گه‌لمه‌یه‌ن جنایتله‌ر توره‌تمه‌کده‌دیر.


فارس ملی روحوندا ابوالقاسی فردوسی‌ده‌ن، تورک ملتینه باخیشینا باخالیم:


که آن ترک بد ریشه و ریمن است 

که هم بد نژاد است و هم بد تن است

تن ترک بد ذات بی جان کنم 

زخونش دل سنگ مرجان کنم

از آن پس بپرسید،ازآن ترک زشت 

که ای دوزخی روی دور از بهشت

چه مردی و نام و نژاد تو چیست؟! 

که زاینده را بر تو باید گریست

بُود ترک،"بد طینت" و " د یو زاد" 

که نام پدرشان ندارند یاد


فارس ملی روحو اونلو فارس، ایرانچی-فارسچی، ساختاکارجاسینا (مرغ سحر ناله سر کن٬٬٬٬٬٬ نغمه آزادی نوع بشر سرا) یازان تورک دوشمانی، انسانلیغین اوزقاراسی ابوالقاسم عارف قزوینی‌نین بو اوتانج وئریجی سوزونده آپ آچیق به‌للیدیر:


چه شد که یک نفر مرد، نماند از بهادران ایران 

کجاست کیقباد و جم، خجسته اردشیر کو؟

شهان تاج بخش و خسروان باجگیر کو؟

کجاست گیو پهلوان

و رستم دلیر کو؟

ز ترک این عجب نیست، چه اهل نام و نسب نیست

قدم به خانۀ کیخسرو، این ز شرط ادب نیست

ز آه و تف، اگر چه کف، زنی چون دف، بزن به سر، که این چه بازی است؟

که دور ترک بازی است

برای ترک سازی عجب زمینه سازی است

زبان ترک از برای از قفا کشدن است

صلاح پای این زبان ز ممکلت بریدن است


ابوالقاسم فردوسی‌نین تورک قارشیتی و تورک آشاغالادیجی سوزله‌رینین، مین ایل سونرا، ابوالقاسم عارف قزوینی‌نین سوزله‌رینده یانقیلارینی گورمه‌کده‌ییک. بو سوزو گئده‌ن مین ایلین باشیندا و سونوندا بو تورک دوشمانلیغینی و شیزوفرونیک سوزله‌ره راست گه‌لیریک. دئمه‌ک بیری سامانی‌له‌ر دئورینده و بیری ده قاجارلارین گوجسوزله‌ندیگینده و پهلوی‌له‌رین دئورینده‌ن هه‌‌مه‌ن اونجه! آنجاق، بو مین ایلین سوره‌جینده، بیز بویله تورک دوشمانلیغینا و تحقیرله‌رینه راست گه‌لمیریک. خاطرلاتمادان گئچمه‌ییم کی، گئچه‌ن هفته، ایران-فارس رژیمینین رهبری دانیشیغیندا، فارسلیق قونوسویلا ایلگیلی بویله بویورور: بیز بیلیمده او قدر گه‌لیشمه‌لییک کی دونیا بیلیم آداملاری بیلیم اویره‌نمه‌ک اوچون فارسجا اویره‌نمه‌ک مجبوریتینده قالسینلار!!!


استعماری گوجله‌رین عمله‌له‌ری، اوزه‌للیکله اینگیلیس‌له‌ر، فارس ملیتچیلیگینین خورتلاماغینین و عرب، تورک، و موغول دوشمانچیلیغی اوزه‌رینه قورولموش فاشیزمینین مهندسله‌ری اولموشلار. مع‌الاسف گئچمیش ۱۰۰ ایلده‌ن و حتی بیراز دا اونجه‌ده‌ن، فارس ملتینین آغزی ییرتیقلیغینا شاهد اولموشوق. فارس ملی روحونو تمثیلا ائده‌ن، گونلوکله‌ر (روزنامه‌له‌ر)، کتابلار، شعرله‌ر، نثرله‌ر،کمدی شوولار، جوکلار، مثل‌له‌ر، رادیو پروگراملاری، تلویزیون شوولاری، سینما فیلمله‌ری، فارس آیدینلاری؟نین٬سیاسیله‌رینین، سولچولارینین، ساغچیلارینین، دینچیله‌رینین، دینسیزله‌رینین، یازارلارینین٬ رهبرله‌رینین٫ شاهلارینین، آیت اللاه‌لارینین، و سیرادان فارسلارین سوزله‌ری و دانیشیقلاری، اینتئرنئتده سوسیال مئدیادا یاییلان گه‌نه‌ل توتوملار، هامیسی و هامیسی، ایچه‌ریلیگینده و اوزلوگونده، تورک و باشقا ملتله‌رین دوشمانلیغی اوزه‌رینه قورولموش بیر ساختا، مریض، سادیستیک و شیزوفرونیک زینوفوبیک فاشیستیک دونیا باخیشیدیر. بویله بیر زه‌مینده‌دیرکی، فارسلارین و اولاری یانسییانلارین آغزیندان، تورک‌ ملتینه، {ترک خر، سوسک، دهاتی، بیسواد، بی زبان، بی فرهنگ، وحشی، بی تمدن، چادرنشین، مهاجر، خشن، غیر مدنی، نفهم، دهان بوی گه ده،یه روز یه ترکه،مرگ بر ترک، ترک بازی، خیلی ترکی، غلامان ترک، شاهان بی کفایت ترک……..} و باشقا ملت‌له‌ره بوندان دا پیس و آغیر سوزله‌ری ائشیده‌نده، چوخ دا شاشیرمیریق. بیزه گوره، بو سایدیغیمیز سایریلیقلارین باشیندا، آنتی تورکلوک، فارس ملی روحونون ایلمه‌کله‌رینه توخونموشدور، و هله هله ده آچیلیب سوکولوب آرینیب تمیزه چیخان دئگیلدیر.

بیز گونئی آزه ربایجان تورکله‌ری، باغیمسیزلیغا و اوزگورلوگه یونه‌لی یولوموزدا، هر زامان مراقب اولمالییق کی، فارس ملی روحونو یانسیلامایاق. بیر تورک کیمین، اه‌رده‌ملی، اخلاقلی، دوزگون، گوجلو، دوغرو، چالیشقان، ییلمایان، یورولمایان، دوشمانا اویمایان اینانمایان، سوره‌کلی و دواملی اولاق. آماجا هدفه اوداقلاناق، هیچ شاشمایاق، هیچ چاشمایاق. ۱ خورداددان بیر دانا اویره‌نه‌جه‌گیمیز اولاجاقسا، او دا، هر شئیه رغما بیر اولماق، توپلو اولماق، چوخ اولماقدیر. بیز شهرله‌رده یوزمین یوزمین، میلیون میلیون چیخساق و استیقلال آلمادان ائوه دونمه‌سه‌ک،…کیم بیزه اه‌نگه‌ل اولا بیله‌رکی؟ فارس می؟  ایشقالچی ایران-فارس بیزی پارچا پارچا ایسته‌ییر. اونون اه‌ن چوخ قورخدوغو بیزیم چوخ اولماغیمیزدیر. اونا گوره بوتون تالاشی بیزی قوروه قوروه، آیری آیری، پارام پارچا ائتمه‌کدیر. اونون اه‌ن چوخ قورخدوغو بیزیم تورک اولماغیمیزدیر. هر زامان هر یئرده تورکه‌م دئییب، بیر تورک کیمین و تورکه یاراشار کیمین یاشامالییق. اونون اه‌ن چوخ قورخدوغو بیزیم ایرانی یوخ، گونئی آزه‌ربایجانی و مالأٔ، بویوک آزه‌ربایجانی اوزوموزه وطن بیلیب، توپراق، وطن آنلاییشیمیزین اولدوغودور. بیز اوز ائویمیزده‌ن باشلایاراق، محله‌میزی، شهریمزی، بولگه‌میزی، و آزه‌ربایجانین تاریخی توپراقلاریندا، آزه‌ربایجان تورک دئوله‌تینی قورماغا جان وئریب جان آلماغا حاضر اولمالییق. بونو اونوتمایین کی، ایران-فارس رژیمی بیزده‌ن قورخور. قورخمالیدیر دا. بیز ایشقالچی ظالیمده‌ن قورخمامالییق. ۱ خوردادین باشقالدیریسینین بیزه وئردیگی اه‌ن اونه‌ملی اووود و نصیحت بودور. 

 ایندیکی چوخ یئیین و اویناغان اولان ژئوپولوتیک و ژئواستراتژیک بولگه و دونیا سیاست زه‌مینینده، بیز فارس ملتینین روحی خسته‌لیکله‌رینین طبیبی اولا بیلمه‌ریک. نه قدر ده ایسته‌سه‌ک بونا نه زامان نه گوج وار بیزده. بیز فارسلار ایله، ایران‌دا، زورلا، ایشکنجه ایله، ظلم ایله، اسیمیلاسیون ایله، قتل عام ایله، فارسلاشیب هموطن اولماقدان واز گئچیب، آزه‌ربایجان و تورکیه جمهوریتله‌رینین و تورک دونیاسینین گه‌رچه‌کله‌رینه اویاراق، ۱ خورداد باشقالدیریسینین بیزه وئردیگی او اوزگووه‌ن ایله، شهیدله‌ریمیزین یولونو دوام ائده‌ره‌ک، گونئی آزه‌ربایجانین باغیمسیزلیغی و اوزگورلوگونو گه‌رچه‌کله‌شدیره‌ک. بیر تورکه ده یاراشان باغیمسیزلیق و اوزگورلوکدور. 


#اوغوزتورک

#تورک